Basın Odası
| Duyurular Tahsin Tarhan’dan Notlar Medyada Tahsin Tarhan Video |
Tahsin TARHAN'dan Küba Notları 26.01.2011
Küba Komunist Partisi
Türkiye- Sosyal Demokrat Halkçı Parti heyet programı
7-14 Şubat 2007
![]()
7 Şubat Çarşamba
17.35 Heyetimiz Jose Marti Uluslar arası Havaalanı VIP Salonunda karşılandı. Heyetimizde, heyet başkanı Ahmet Güryüz Ketenci (dönemin milletvekili ve SHP Genel sekreteri), SHP Parti Meclisi Üyeleri; Doğan Çakmak, İbrahim Elmas, Bülent Danışoğlu ve ben, "Tahsin Tarhan" yer almakta idik. Bize, memurumuz Belkys Lay Rodrigues ve tercümanımız Elier Martinez seyahatimiz boyunca refakat edeceklerdi.
İlk gün akşam Havana'daki protokol ikametgahına getirildik ve orada konakladık.
![]()
8 Şubat Perşembe
Kahvaltının ardından Halk Komitesi Konsülü Merkez Komite Uluslar arası İlişkiler Bölümü Başkan Yardımcısı Oscar Martinez ile resmi görüşme yapıldı. Görüşme esnasında Martinez bizlere Küba'nın genel yapısı ve durumu ile ilgili bilgi verdi. Küba, ABD'nin bir eyaleti olmak istemediğinden ve bağımsız bir Küba yaratmak adına sosyalizmi tercih etmişti. Ancak devrimden bu yana liderlikte hep Castro olduğu için onun yokluğuna alışmaya çalışıyorlardı. Ülkede eğitim sorunu çözülmüş, üniversite mezunu, yetişmiş insan sayısı hayli yüksek. Enerji yatırımlarıyla ilgili çok ciddi çalışmaları var. 1997'de bir petrol şirketi kurmuşlar ve enerjilerinin yaklaşık 50%'sini karşılıyorlar. Ancak ekonomide bir takım sıkıntıları var.
Ulaşım sistemi gelişmemiş. Bunun yerine, çoğunlukla, dayanışma duygusundan yararlanarak, insanların gittiği yöne doğru başka kişileri de arabalarına almasıyla ulaşımı sağlıyorlar.
Tarım yapan insan sayısı eğitim düzeyi yükseldikçe azalmış. Konut ihtiyacı da oldukça yüksek.
Görüşmenin ardından Jose Marti anıtı ziyaret edildi.
![]()
Saat 15.00'de Güney Amerika Tıp Okulu (ELAM)'a gidildi. 1998 'de kurulan fakültede 28 değişik ülkeden öğrenci eğitim görmekte. Bu öğrencilerin çoğu doktor ihtiyacının yoğun olduğu ülkelerden geliyor ve ücretsiz eğitim alıyorlar. Fakülteye her yıl yaklaşık 1.500 öğrenci alınıyor. Öyle ki, Küba'da her 100 kişiye 1 doktor düşüyor.
![]()
9 Şubat Cuma
Kahvaltının ardından Che Guevara'nın mezarının bulunduğu Villa Clara'ya hareket edildi. 3 saati geçen yolculuğumuz sonrası Che anıtı ziyaret edildi.
![]()
Tahsin Tarhan, Che anıtında anı defterini imzalarken.
![]()
Bu sefer Sancti Spiritus'a doğru yola koyulduk. "Sancti Spiritus" Yayabo nehri kıyısına 1514 yılında coğrafi merkezinin orası olduğuna inanılarak kurulmuş, sömürü zamanından izler taşıyan etkileyici bir şehir. Burada Merkez Halk Komitesi üyelerinden biri olan Sancti Spiritus yerel komitesi tarafından karşılama yemeği ikram edildi ve konaklama için yerleştik.
![]()
Sancti Spiritus'un simgesi, 1815 yılında İspanyollar tarafından yapılan Yayabo Köprüsü
10 Şubat Cumartesi
Merkez Halk Komitesi yerel komitesince Sancti Spiritus'da organize edilen program dahilinde ;
" Bölgenin önemli sosyal ve ekonomik merkezlerinin ziyareti,
" Yerel kooperatif çiftliği ziyareti,
" Devrimin sosyal programları ve enerji devrimi ile ilgili açıklamalar,
" Halk Komitesi ve Devrim Muhafaza Komitesi'ne (CDR) ziyaretler gerçekleştirildi.
Bu ziyaretler esnasında, Küba'nın 14 vilayete, bu vilayetlerin de 169 belediyeye bölündüğünü öğrendik. Belediyeleri ise halk konseyleri oluşturuyor. Her belediyede bir başkan ve nüfusa göre değişerek yaklaşık 17 kişiden oluşan bir halk konseyi var. Meclis üyeleri gizli oyla seçiliyor ve en az 50% oy almak zorundalar. 2,5 yılda bir belediye seçimleri ve 5 yılda bir genel seçim yapılıyor. Sistem; halkın meclis üyelerini seçmesi, meclis üyelerinin Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanı'nın ise hükümet üyelerini seçerek parlamentoya sunması şeklinde işliyor. Halk meclisi üyeleri ek bir ücret almıyorlar.
![]()
Fidel Castro
11 Şubat Pazar
Sancti Spiritus misafir evinde kahvaltıdan sonra Trinidad'a hareket edildi. Trinidad'ın tarihi şehir merkezive Ancon gezildi. Trinidad, 1514'de Conquistador Diego Valezquez tarafından kurulmuş, kölelik-sömürgelik geçmişi ile harmanlamış, kendine has mimarisi ve daracık arnavut kaldırımı sokakları ile romantik bir kasaba. Karayib Denizi'nin muhteşem sahilleri Trinidad'ı turizm merkezi haline getiren önemli bir faktör.
Ancon'un bizi kendine çeken sahillerini arkamızda bırakıp Havana'ya dönüyoruz.
![]()
Trinidad'da Küba'da sıkça görülen arabalardan biri .
12 Şubat Pazartesi
Havana'da San Alejandro Görsel Sanatlar Akademisi'ni ziyaret ederek güne başladık. 1818'de kurulan bu akademi, Hispanoamerika'nın bu konuda en eski merkezi ve Küba içinse resim ve sanatın tapınağı. Bu merkez sadece Küba'dan değil, tüm dünyadan önemli sanatçıların eğitim verdiği bir yer.
Daha sonra CEAMO (Center for African and Middle Eastern Studies,
Havana, Cuba)-CEE (Comité Estatal de Estadisticas) ile toplantı yapıldı. Bu birim, Afrika ve Ortadoğu Çalışmaları Merkezi-Ulusal İstatistik Komitesi. Burada Küba'ya Türkiye'den Sosyal Demokrat Halkçı Parti'den resmi ziyarette bulunan ilk heyetin biz olduğumuzu öğrendik.
![]()
Daha sonra eski Havana diye adlandırılan bölgeyi gezdik. Burası kocaman ahşap kapıların, dar kaldırımlarla süslendiği, Plaza Vieja, Plaza de Armas ve daha bir çok meydanın bulunduğu, ayaklarınızı yerden kesecek bir bölge.
![]()
Bu günün akşam yemeği ise Halk Komitesi Konsülü Uluslar arası Departman tarafından tertip edildi.
13 Şubat Salı
Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Bölgesi (MINREX), Teresita Vicente ile resmi görüşmemizi gerçekleştirdik. Küba'da Avrupa Birliği ve Türkiye'nin bu konudaki çalışmaları oldukça yakından takip ediliyor. Birlikten kuvvet doğar ilkesinin Güney Amerika ülkeleri olarak yeterince farkındalar. Ancak ülkeleri eş hale getiremezseniz ortak politikalar da üretilemeyeceğini düşünüyorlar.
Küba Halklararası Dostluk Enstitüsü (ICAP) ile resmi görüşme yapıldı.
![]()
Öğle yemeğinden sonra Granma Gazetesi ziyaret edildi. Granma isminin Küba'da çok özel bir anlamı var. Granma, 1956'da Küba'yı Batista'nın rejiminden kurtarmak için devrimin yapılması adına Meksika'dan hareket eden yatın ismi. Fidel Castro'nun liderliğini yaptığı Küba devriminin savaşçıları bu yatla Küba'ya, şu an Granma olarak adlandırılan bölgeye geldiler. Yatta Fidel ve cardeşi Raul'un yanı sıra Che Guevara ve Camilo Cienfurgos da bulunmaktaydı.
Granma gazetesi, partinin resmi yayın organı. İçlerinde Türkçe de olan 7 dilde yayınlanıyor. Küba'da 500.000 tirajı mevcut ve gazetede 200 kişi çalışmakta.
Ardından Sosyal İşçiler Okulu'nda Genç Komünistler Birliği (UJC) ile görüşme yapıldı.
![]()
Akşam yemeğinden sonra ise Morro-Cabana tarih ve kültür kompleksine ziyaret gerçekleştirildi ve puro fabrikası gezildi.
Küba, özellikle Havana denildiğinde akla ilk gelenlerden biri de puro. Burada purolar, fermente edilmiş tütün yapraklarının iç içe sarılarak ve sürekli yuvarlanarak sıkıştırmasıyla üretiliyor. Üretim süreci çok emek istiyor ve görünce puroların neden o kadar değerli olduğunu anlayabiliyoruz.
![]() ![]()
14 Şubat Çarşamba
Gezimizin son gününde Halk Gücünün Ulusal Birliği'nde toplantının ardından heyetimiz Jose Marti Uluslar arası Havaalanı VIP salonunda uğurlandı.
![]()
Tahsin Tarhan'ın Küba izlenimleri;
Genel olarak tüm dünya kapitalizm sisteminin etkisi altına girerken Castro, Che ve arkadaşları ABD sistemine karşı savaşarak dünyaya hükmeden bir devletin hemen yanında bağımsız olarak özgürce bir yaşam mücadelesi içinde kendi yağında kavrulan bir ülke ortaya çıkarmışlar...İnsanların ambagodan dolayı yoksul ama gelecek kaygısı duymadan huzurlu bir biçimde yaşadıkları bir ülke.. .Kadın erkek ayrımının olmadığı, herkesin eşit ve özgür olduğu ayrı bir dünya burası.. Siyah beyaz, kadın erkek, farketmiyor..Gitmek istediğiniz heryere özgürce yolculuk yapabiliyorsunuz.
Eğitim seviyesi çok yüksek. Dört mevsim sıcaklık ortalaması 20 ila 35 derece arasında seyrediyor bu nedenle tarıma uygun bir ülke olmasına rağmen, herkes okuduğu için tarım yapacak insan kalmamış.
Nüfusu 11 milyon ve 500.000 satılan gazete var. Buradan da eğitim ve kültür seviyesinin ne kadar yüksek olduğunu görmek mümkün..Herşeyden öte, örgütlü bir toplum Kübalılar.
Fidel CASTRO'nun hastalığı idari sisteme sessiz bir bekleyiş getirmiş. Öncelikli sorunları kapitalizm sisteminin ambargosu,konut ve toplu taşıma sorunu ve tarımda çalışacak insan gücünün kalmayışı..
Küba'daki genel havanın verdiği huzuru yanı sıra, Komunist Parti'nin girişinde Nazım HİKMET'in resmi olması, dolaşırken bir parkta Esenyurt belediye başkanı Gürbüz ÇAPAN'ın gönderdiği ATATÜRK heykelinin gözümüze ilişmesi , Türkiye'nin kürt sorunuyla yakından ilgilenmeleri, Türkiye'yi kendilerine yakın görmeleri bir Türk olarak daha da mutlu olmanızı sağlıyor. Yönetimlerinin kadın ağırlıklı olması ve tüm insanların eşit olması burayı farklı kılan önemli özellikler.
Dikkat çeken bir diğer nokta ise, örneğin bir şair- gazeteci-politikacı olan Jose Marti'nin resim, anıt ve heykellerine her yerde rastlamamıza rağmen, Devrim lideri Fidel CASTRO ve CHE'nin hiçbiryerde resim veya heykellerinin olmayışıdır.
Belki de kısaca, Küba, sadece ismiyle bile dünyanın birçok noktasında, akıllarda büyük bir "özgürlük" çağrışımı yapan harita üzerinde küçücük bir ada..
|























